20 Ağustos cumartesi gecesi Cümbüş Cemaat ile Haymatlos’ta çaldık. Haymatlos iki yaşında bir performans mekanı. Bu bizim oradaki üçüncü konserimiz oldu. İlk konserimizde mekan henüz açılmıştı. Mekanın Sub-bassları ve kolonları fena değildi. İyi bir tonlama ile tatmin edici bir sonuç verebilirdi. Ama monitörlerin hepsi birbirine bağlıydı, yani sahne içinde 5-6 monitörün tamamından aynı ses gelmek zorundaydı. Vokal kendisini biraz daha iyi duymak istediğinde diğer tüm monitörlerde de vokal açılıyordu mesela. Böyle saçma bir durum vardı. İkinci konserimiz tam bir yıl sonra geçen yaz oldu. Kolonlarda herhangi bir yenilik yapılmamıştı ama monitörler birbirinden ayrılmış, farklı tonlanabilir hale getirilmişti. Buna da şükür dedik ve fakat sonuç yine berbat oldu. Müzisyenler çok iyi anlayacaktır, sahne içindeki duyum çalan için çok önemli bir faktördür. Bu duyuma bağlı olarak grubun enerjisi tavan yapabilir, ya da yerle bir olabilir. Kötü monitörler, ya da işini bilmeyen bir tonmayster çalanı, günlerce emek vererek hazırladığı işten soğutur. Tiksinerek çalmak kadar kötü bir şey olamaz herhalde bizim için.
Ve geçen cumartesi de üçüncü konserimizi verdik. Tam bir cehennemdi. Ölmeden yandık. Bir ara monitörümde darbukayı duymak istedim, olmadı. Zira monitörlerin nasıl bağlandığı tam bir muamma idi. Bizi tonlayan sevgili arkadaşımızın da olaydan haberi yoktu pek. O derece habersizdi ki, bütün enstrümanlar (çaldığım darbuka hariç) benim monitörümden çok yüksek ve rahatsız edici bir şekilde duyulabiliyordu ve bir türlü kapatamadık, kısamadık sesleri. En sonunda monitörün kablosunu çekip çıkartmak suretiyle iptaline karar verildi. Ben de civar monitörlerden gelen seslere dayanarak ne çaldığımı kestirmeye çalıştım, ama tuşe, nüans hak getire tabi. Nefret ettik, konsantre olamadık, hatalar yapmaya başladık, çok yorucu bir performanstı, çok aşağılık hissettik. Bu konuda bütün grup arkadaşlarım benzer hisler içinde. Öyle ki sondan bir önceki parçaya girdiğimizde konserimizin bitmek üzere olmasının çoşkusu öyle bir sardı ki hepimizi, bir anda o içten yanmalı sevinç ile öyle bir dağılıverdik ki toplayabilene aşk olsun. Dışarıdaki durum ise, sonradan kulağına güvendiğim insanlardan öğrendiğim kadarıyla şu sıfatları hak ediyor: dengesiz, aşırı tiz, kulak tırmalayan, yorucu.
Sözün özü şu; bence Haymatlos bir performans mekanı değildir. Ses sistemini yenilemekten falan bahsediyorlardı; bu bizim bu bahsi üçüncü (rakamla 3) duyuşumuzdu. A aa ne tesadüf değil mi? Tam da üçüncü konserimizde, allah allaaaah. Genişliği ve şekli ile iyi bir performans mekanı olmaya çok uygun bir yer olan Haymatlos, bir çok başka mekan gibi kesintisini/tasarrufunu sahneden yapıyor sanırım. Ne demişler, idrak aslanın ağzında.